close

2002 yılında, İstanbul son on yıla damgasını vuracak bir değişim ve gelişim sürecine girdiğinde üç arkadaş; Canan Özdemir, Ferit Baltacıoğlu ve Ramazan Üren, öncü bir kafe açtı. Şık Teşvikiye mahallesindeki bir apartman içinde yer alan kafeye, "The House Café" adını verdiler. Kafenin tasarımında ise ödüllü Türk tasarım ikilisi Autoban'dan  Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar ile çalıştılar. Ev gibi bir atmosfere eklenen, eşsiz Türk lezzetleri ile uluslararası yemekleri bir araya getiren bu kafe, kısa sürede kaçamakların gözde adresi haline geldi.

2007 yılında Kerten Private Equity ile ortaklık yaparak en iddialı girişimleri; "The House Hotel" fikirlerini gerçekleştirmek üzere yola çıktılar.  Temmuz 2010'da Nişantaşı'nın en işlek caddesi, Abdi İpekçi'de, ikincisi ise Haziran 2011'de Boğaz'da, restore edilmiş Simon Kalfa binası ve tam karşısında bulunan köşk ile beraber iki bina olarak açıldı.

The House Hotel Collection'un yepyeni projesi Vault Karaköy, The House Hotel ile yeni bir stil ve konsept sunuyor: Neo-rönesans mimarinin izlerini taşıyan 1863 tarihli eski Crédit Général Ottoman binası ve daha sonra Sümerbank evsahipliği yapan tarihi bir binayı mesken belliyor.

The House Hotel Collection, İstanbul’a özgü ortamlar ve atmosferler eşliğinde seçkin ancak erişilebilir ve samimi bir hizmet sunmaktadır. The House Hotel, klasik ve modern stilleri harmanlayarak kültür ve sanatı ön plana çıkartırken, antik ve modern İstanbul’u bir araya getirmeyi de başarıyor. The House Hotel, Haziran 2015 tarihinde İstanbul dışındaki ilk oteli olan The House Hotel Cappadocia’yı, Türkiye’nin en ikonik panoramalarından birine sahip bölgesinde açtı.